AARAU – İsviçre’nin Aarau kentinde düzenlenen 5. Türk Kültür Festivali, iki gün boyunca binlerce ziyaretçiyi bir araya getirerek Türk kültürünün zenginliğini ve çeşitliliğini gözler önüne serdi. Pferderennbahn Aarau alanında gerçekleştirilen festival, konserlerden folklor gösterilerine, mehteran takımından el sanatlarına kadar geniş bir programla büyük ilgi gördü.
Festival kapsamında Türk kültürünün farklı yönleri ziyaretçilerle buluşturuldu. Mehteran ekibinin gösterileri, halk oyunları ekiplerinin sahne performansları ve geleneksel sanatların tanıtıldığı bölümler yoğun ilgi görürken, Türk mutfağının sevilen sokak lezzetleri de ziyaretçilerin beğenisini kazandı.
Festival alanında ayrıca kitap fuarı, imza günleri, çocuk oyun alanları ve gençlik bölümleri de yer aldı. Böylece etkinlik yalnızca kültürel bir buluşma noktası değil, aynı zamanda ailelerin birlikte vakit geçirebildiği kapsamlı bir sosyal organizasyona dönüştü.
Rafet El Roman ve Uğur Işılak sahne aldı
Festivalin en dikkat çeken bölümlerinden biri ise konser programları oldu. Ünlü sanatçı Rafet El Roman, festivalin ilk günü sahne alarak sevilen eserlerini seslendirdi. İkinci gün ise Türk müziğinin sevilen isimlerinden Uğur Işılak, güçlü repertuvarı ve sahne performansıyla festival alanını dolduran binlerce kişiye unutulmaz bir akşam yaşattı.
Konserler boyunca ziyaretçiler sanatçılara eşlik ederken, festival alanında coşkulu ve renkli görüntüler ortaya çıktı.
“Bu festival benim için bir hayalin gerçekleşmesidir”
Festivalin organizasyon sorumlusu Büşra Girit, etkinliğin ardından yaptığı değerlendirmede festivalin kendisi için yalnızca bir organizasyon olmadığını, yıllara yayılan bir emeğin ve hayalin önemli bir dönüm noktası olduğunu söyledi.
Yaklaşık sekiz yıl önce projeyi ilk kez planladığında kendisine önemli bir hedef koyduğunu belirten Girit, bu organizasyonun en az beş kez gerçekleşmesine katkı sağlamayı ve toplum için kalıcı bir değer oluşturmayı amaçladığını ifade etti.
Beşinci festivali geride bırakmanın mutluluğunu yaşadığını belirten Girit, her organizasyonda eksiklerin ve geliştirilmesi gereken yönlerin bulunabileceğini ancak en önemli başarının her yıl bir öncekinin üzerine koyabilmek olduğunu vurguladı.
Anne olduktan sonra ilk büyük organizasyon
Festivalin bu yıl kendisi için özel bir anlam taşıdığını ifade eden Büşra Girit, geçtiğimiz yıl anne olduğunu ve henüz 11 aylık bebeğinin annesi olarak yeniden festival organizasyonunun başında yer aldığını söyledi.
Anneliğin kendisine sabrı, dayanıklılığı, planlı çalışmayı ve öncelikleri doğru belirlemeyi öğrettiğini belirten Girit, festival süresince birçok ziyaretçi ve stant sahibinin bir kadın ve anne olarak böylesine büyük bir organizasyonu yönetmesinden dolayı kendisini tebrik ettiğini dile getirdi.
“Bu başarı hepimizin ortak başarısıdır”
Festivalin başarısının yalnızca kendisine ait olmadığını özellikle vurgulayan Girit, aylar boyunca büyük özveriyle çalışan ekip arkadaşlarına, gönüllülere, destekçilere ve ailesine teşekkür etti.
Festivalin ziyaretçilerin gördüğü iki günlük etkinlikten ibaret olmadığını ifade eden Girit, organizasyonun arkasında aylar süren planlama, toplantılar, izin süreçleri ve koordinasyon çalışmaları bulunduğunu belirtti.
Festival alanından mutlu ayrılan insanların teşekkürlerinin ve olumlu geri bildirimlerinin bütün yorgunluklarını unutturduğunu söyleyen Girit, farklı yaş ve kesimlerden insanların bir araya gelerek güzel vakit geçirmesinin en büyük mutluluk olduğunu kaydetti.
Yeni hedefler için yeni başlangıç
Yıllar önce küçük bir fikir olarak başlayan festivalin bugün binlerce kişiye ulaşmasının kendisi için büyük bir gurur ve mutluluk kaynağı olduğunu belirten Büşra Girit, geriye dönüp baktığında ziyaretçi sayılarından çok insanların yüzündeki tebessümü, kurulan dostlukları ve ortaya konulan ortak emeği hatırlayacağını söyledi.
Festivalin başarısına katkı sağlayan tüm kurumlara, sponsorlara, gönüllülere ve ziyaretçilere teşekkür eden Girit, ulaştığı hedefin bir son değil, yeni projelerin ve yeni hayallerin başlangıcı olduğunu ifade etti.
5. Türk Kültür Festivali, Türk kültürünü İsviçre’nin kalbinde yaşatırken, toplumun farklı kesimlerini bir araya getiren önemli bir kültürel buluşma olarak hafızalarda yerini aldı.