BERN- İsviçre’de sağlık sigortası primleri artmaya devam ederken, sağlık sistemindeki yüksek fiyatlandırma ve etik tartışmaları yeniden gündeme geldi. CH Media’da yayımlanan bir köşe yazısında, basit bir tıbbi ürün üzerinden sistemin yapısal sorunlarına dikkat çekildi.
Yazıda, bir çocuk için yapılan 10 dakikalık göz muayenesinin 440 Frank olarak faturalandırıldığı, faturadaki kalemlerden birinin ise iki paket göz bandı için toplam 110 Frank olduğu belirtildi. Aynı ürünlerin bir online eczanede paketi yaklaşık 28 Frank’a satıldığına dikkat çekildi. Bu fark, sağlık merkezlerinin tıbbi ürünlerde piyasa fiyatlarının iki katına varan ücretler talep edebilmesi tartışmasını beraberinde getirdi.
Faturayı Hasta Görmüyor, Sigorta Ödüyor
Yazıda vurgulanan en önemli noktalardan biri, hastaların bu tür fiyatları doğrudan hissetmemesi. Çünkü faturalar doğrudan sağlık sigortalarına gönderiliyor, bedel ise artan primler yoluyla topluma yayılıyor. Bu durum, hizmeti sunan ile bedeli ödeyen arasındaki bağın kopmasına ve “nasıl olsa ödeniyor” anlayışının yayılmasına yol açıyor.
Siyasetten Tepki
SP Ulusal Milletvekili Ueli Schmezer, bu durumu “Ne kadar işlem yapılırsa yapılsın, fatura her zaman ödeniyor” sözleriyle özetledi. Schmezer, sigorta primlerini ödeyen vatandaşların tarife görüşmelerine dahil edilmesini öngören bir öneriyi Federal Konsey’e sundu.
Hekimler: Genelleme Motivasyonu Kırıyor
Öte yandan İsviçre Tıp Bilimleri Akademisi Başkanı Arnaud Perrier, hekimlerin topluca şüphe altında bırakılmasının motivasyonu düşürdüğünü savundu. Kontrollerin gerekli olduğunu kabul eden Perrier, ancak bunun genelleme yoluyla yapılmasının hekimlik meslek ahlakına zarar verdiğini ifade etti.
Küçük İşlemler, Büyük Masraflar
Yazıda ayrıca, reçete yenileme veya rutin kontroller için kısa imzaların dahi ek faturalara dönüştüğü, hastaların bu uygulamalara itiraz ettiğinde ise zaman ve enerji kaybı yaşadığı örneklerle aktarıldı.
Sorun Sadece Para Değil
Uzmanlara göre sorun yalnızca mali değil, aynı zamanda bir meslek etiği ve sistem kültürü sorunu. Rekabet eksikliği, garantili ödeme sistemi ve kâr odaklı büyük sağlık merkezlerinin yaygınlaşması, bu tabloyu daha da ağırlaştırıyor.
Buna karşın, hâlâ ölçülü faturalandırma yapan, hastayı merkeze alan ve mesleğini vicdanla icra eden hekimlerin varlığı da örnek olarak gösteriliyor.