ZÜRİH – İsviçre’de sıcaklık, kuraklık ve çok sayıda aşırı sıcak günle kayıtlara geçen 2026 yazının gelecekte istisna olmaktan çıkabileceği belirtildi. Uzmanlara göre iklim politikalarında önemli bir değişiklik yapılmaması hâlinde benzer veya daha sıcak yazlar giderek sıradanlaşacak.
Watson’a konuşan ETH Zürih İklim Bilimcisi Prof. Reto Knutti, dünya genelinde hâlen uygulanan iklim politikalarının devam etmesi durumunda, gelecekte yaklaşık her iki yazdan birinin 2026’dan daha sıcak olabileceğini söyledi.
Knutti’nin açıklaması belirli bir yıl için yapılmış hava tahmini değil, mevcut iklim politikaları ve uzun vadeli senaryolara dayanan bir değerlendirme niteliği taşıyor. Bu nedenle gelecek yazın mutlaka daha sıcak geçeceği anlamına gelmiyor.
Ölçüm tarihinin en sıcak yazı
MeteoSwiss verilerine göre 2026 yazında İsviçre genelindeki ortalama sıcaklık 17,2 dereceye ulaştı. Böylece 162 yıllık ölçüm tarihinin en sıcak yazı kayıtlara geçti. Önceki rekorun sahibi 2003 yazı 0,3 dereceyle geride bırakıldı.
2026 yazı, 1991-2020 referans döneminin ortalamasından 3,4 derece daha sıcak geçti. Son yıllardaki hızlı değişimi gösteren bir diğer veri ise şimdiye kadar ölçülen en sıcak 10 yazdan dokuzunun son 12 yıl içerisinde yaşanmış olması.
Bazı bölgelerde 30 derece ve üzerindeki sıcaklıkların görüldüğü gün sayısı 50’yi aştı. Aşırı sıcaklar tarım alanlarını, ormanları, su kaynaklarını ve buzulları olumsuz etkiledi.
Sıcaklığın beş temel nedeni
Reto Knutti, 2026 yazındaki aşırı sıcaklığın oluşmasında beş önemli etken bulunduğunu belirtti. Bunların başında insan kaynaklı iklim değişikliği geliyor. Knutti’ye göre yaz aylarında gözlemlenen sıcaklık artışının yüzde 60 ila 70’i temel iklim değişikliğiyle açıklanabiliyor.
Kuruyan toprakların buharlaşma yoluyla çevreyi yeterince serinletememesi, Avrupa üzerinde daha sık görülen yüksek basınç alanları ve gök gürültülü yağışların azalması da sıcaklıkları artıran diğer etkenler arasında gösterildi.
İsviçre’de hava kirliliğinin geçmişe kıyasla azalması da güneş ışınlarının yeryüzüne daha güçlü ulaşmasına neden oldu. Knutti, temiz havanın olumlu bir gelişme olduğunu ancak geçmişte hava kirliliğinin sıcaklık artışının bir bölümünü geçici olarak perdelediğini ifade etti.
Kentlerin yeniden planlanması gerekiyor
Uzmanlar, gelecekteki binaların geçmiş 50 yılın hava koşullarına göre değil, 2100 yılına kadar öngörülen iklim senaryoları dikkate alınarak inşa edilmesi gerektiğini belirtiyor.
Özellikle kentlerde daha fazla ağaçlandırma yapılması, gölgelik alanların artırılması ve yağmur suyunu toprakta tutabilen “sünger şehir” uygulamalarının yaygınlaştırılması öneriliyor.
Binalarda dış gölgelendirme, gece havalandırması ve vantilatör kullanımı gibi önlemlerin birçok durumda klimaya ihtiyaç duyulmadan etkili olabileceği ifade ediliyor. Bununla birlikte yaşlı bakım merkezleri, okullar ve kamu binalarında klima kullanımının daha fazla tartışılması gerekeceği belirtiliyor.
Knutti, sıcak hava koşullarına uyum sağlamanın önemli olduğunu ancak bunun tek başına yeterli olmayacağını vurguladı. Uzun vadede sıcaklık artışını sınırlandırabilmek için sera gazı emisyonlarının azaltılmasının da öncelikli hedef olarak kalması gerektiğini söyledi.