İsviçre’nin dev bankası için taşınma senaryosu
İsviçre’nin en büyük bankalarından UBS’nin, sermaye kurallarının daha da sıkılaştırılması ihtimaline karşı merkezini yurt dışına taşıma seçeneklerini değerlendirdiği öne sürüldü.
ZÜRİCH- ABD’li bir finans kuruluşunu satın alma, Avrupalı bir rakiple birleşme veya ABD’li bir bankaya satılma ihtimalleri de gündemde. Ancak uzmanlar, İsviçre’den ayrılmanın hukuki ve operasyonel açıdan son derece zor olacağına dikkat çekiyor.
İsviçre’nin önde gelen bankası UBS’nin ülkeden ayrılabileceğine ilişkin iddialar, parlamentoda yapılacak yeni görüşmeler öncesinde yeniden gündeme geldi. Wall Street Journal gazetesinin konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre banka yönetimi, İsviçre’de büyük bankalara yönelik sermaye şartlarının ağırlaştırılması durumunda devreye sokulabilecek alternatif planlar üzerinde çalışıyor.
Haberde, UBS’nin olası işlemler için ABD’li iş ortaklarından da talepler aldığı ileri sürüldü. Masadaki seçenekler arasında ABD’de bir finans kuruluşunun satın alınmasının ardından merkez adresinin taşınması, Avrupalı bir rakiple birleşme veya bankanın ABD’li bir kuruluşa satılması bulunuyor.
Sermaye kuralları tartışmanın merkezinde
İsviçre yönetimi, özellikle Credit Suisse’in 2023’te UBS tarafından devralınmasının ardından büyük bankalara yönelik sermaye kurallarını sıkılaştırmayı hedefliyor. Amaç, olası bir bankacılık krizinde kamu kaynaklarının ve vergi mükelleflerinin üzerindeki yükü azaltmak.
UBS ise daha yüksek sermaye gereksinimlerinin uluslararası rekabet gücünü zayıflatabileceğini savunuyor. Konuya ilişkin tartışmaların aralık ayında Ulusal Konsey’de yeniden ele alınması bekleniyor. Eylül ayında Eyaletler Konseyi’nde yapılan görüşmelerde, UBS yönetiminin desteklediği uzlaşma önerisi kabul edilmemişti.
Uzmanlar ayrılmayı zor görüyor
Luzern Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’nden bankacılık ve bankacılık tarihi profesörü Simon Amrein’e göre, UBS’nin merkezini başka bir ülkeye taşıması teorik olarak mümkün olsa da böyle bir adım hukuki ve operasyonel açıdan büyük zorluklar doğurabilir.
Amrein, İsviçre’nin siyasi ve ekonomik istikrarı, hukuk güvenliği, gelişmiş finans altyapısı ve nitelikli çalışanlarıyla bankaya önemli avantajlar sunduğunu vurguluyor. Merkez değişikliğinin müşterilerin bir bölümünün kaybedilmesine yol açabileceğine de dikkat çekiyor.
İsviçre Maliye Bakanı Karin Keller-Sutter da daha önce yaptığı açıklamalarda UBS’nin ülkeden ayrılması ihtimalini düşük bulduğunu belirtmişti. Bankanın iş modelinde İsviçre kimliğinin, hukuk sisteminin ve siyasi istikrarın önemli yer tuttuğunu ifade etmişti.
UBS resmî açıklama yapmadı
UBS, son haberlerle ilgili yorum yapmaktan kaçındı. Banka sözcüsü, spekülasyonlar ve görüşler hakkında açıklama yapmadıklarını bildirdi.
Bununla birlikte UBS Yönetim Kurulu Başkanı Colm Kelleher ve Üst Yönetici Sergio Ermotti, daha önce yaptıkları açıklamalarda bankanın İsviçre’de kalmasını istediklerini dile getirmişti. Kelleher, bankanın rekabet gücünü kaybetmesi durumunda İsviçre’de kalma konusunun yeniden değerlendirilmesi gerekebileceğini de söylemişti.
Şimdilik UBS’nin merkezini taşıyacağına ilişkin kesinleşmiş bir karar bulunmuyor. Bankanın geleceğini belirleyecek önemli başlıklardan biri, parlamentonun sermaye kurallarına ilişkin alacağı karar olacak.
Kaynak: Keystone-SDA, Nau.ch ve Wall Street Journal’ın haberine dayanan 15 Ekim 2026 tarihli haberler.
Bu haber toplam 824 defa okunmuştur





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.