İsviçre’de PFAS Alarmı: “Kanser Vakalarındaki Artışı Şimdiden Görüyoruz”
Empa uzmanı Manfred Heuberger, “sonsuz kimyasallar” olarak bilinen PFAS maddelerinin İsviçre’de toprak, su ve gıda zincirine kadar yayıldığını belirterek, uzun süreli maruziyetin kanser ve doğurganlık sorunlarıyla bağlantılı olabileceğine dikkat çekti. Uz
UZMANLARA GÖRE YALNIZCA SINIR DEĞERLER KOYMAK SORUNU ÇÖZMEYE YETMEYECEK.
ZÜRİH– Çevrede çok zor parçalandıkları için “kalıcı kirleticiler” olarak adlandırılan PFAS maddeleri, İsviçre’de yeniden gündemin üst sıralarında. İsviçre Federal Malzeme Bilimi ve Teknolojisi Laboratuvarları’nda (Empa) PFAS araştırmalarını yöneten fizikçi Manfred Heuberger, kirliliğin artık topraktan içme suyuna, hayvansal ürünlerden bazı bitkilere kadar uzandığını söyledi.
CH Media imzalı ve Watson’da yayımlanan röportajda Heuberger, PFAS ailesinin çok sayıda farklı kimyasal maddeden oluştuğuna dikkat çekerek, asıl problemin birçok PFAS türünün etkisinin hemen ortaya çıkmaması olduğunu vurguladı.
Heuberger’e göre düşük miktarlarda ancak uzun süreli maruziyet, böbrek kanseri ve doğurganlık sorunları gibi sağlık risklerinin gelişmesine katkıda bulunabiliyor. PFAS maddelerinin çevrede parçalanmasının bazı durumlarda binlerce yıl sürebilmesi ise sorunun gelecek nesilleri de ilgilendirdiği anlamına geliyor.
“PFAS içermeyen sosis artık mümkün değil”
Uzmanın en dikkat çekici açıklamalarından biri gıdalarla ilgili oldu. Heuberger, günümüzde tamamen PFAS içermeyen bir sosis tüketmenin artık mümkün olmadığını, benzer bir durumun içme suyu açısından da geçerli olduğunu ifade etti.
Heuberger ayrıca kanser vakalarındaki artışın yanı sıra doğurganlık ve sperm kalitesinde düşüş gözlendiğini söyledi. Bununla birlikte, mevcut istatistiksel riskin birey açısından hâlen kabul edilebilir seviyede olduğunu özellikle vurguladı. Başka bir ifadeyle PFAS içeren bir gıdanın tüketilmesi, kişinin hemen hastalanacağı anlamına gelmiyor; uzmanların kaygısı daha çok düşük dozlarda uzun süreli maruziyet üzerinde yoğunlaşıyor.
Et ve tarım ürünleri mercek altında
İsviçre’de tartışmanın önemli başlıklarından biri hayvansal ürünler. Empa araştırmacıları, bir hayvanın kanındaki PFAS miktarıyla etinde tespit edilen miktar arasındaki ilişkiyi araştırıyor.
Mevcut durumda etin PFAS düzeyi çoğu zaman ancak hayvan kesildikten sonra kesin olarak belirlenebiliyor. Araştırmacılar ise kirliliği daha erken tespit ederek çiftçilerin önlem almasını sağlamayı amaçlıyor.
Heuberger, kirlenmiş bir meradan temiz bir meraya geçirilen hayvanlarda PFAS maruziyetinin belirgin biçimde azaldığının görüldüğünü söyledi. Kirlenmemiş yem kullanılması veya hayvanların su kaynağının değiştirilmesi de değerlendirilen önlemler arasında bulunuyor.
Toprağı temizlemek kolay değil
PFAS ile kirlenmiş tarım arazilerinin temizlenmesi ise oldukça zor. Yöntemlerden biri toprağın çok yüksek sıcaklıklara kadar ısıtılması. Bu işlem PFAS maddelerini yok edebilse de toprağın verimliliğini sağlayan organik yapıya da zarar veriyor ve yüksek miktarda enerji gerektiriyor.
Empa bu nedenle alternatif yöntemler üzerinde çalışıyor. St. Gallen ve Appenzell Ausserrhoden’daki kirlenmiş alanlarla bağlantılı araştırmalarda, PFOS maddesinin sıvı içerisindeki hava kabarcıkları yardımıyla köpükte yoğunlaştırılması ve ardından ayrıştırılması deneniyor. Ancak Heuberger’e göre mevcut aşamada işlemin yeterli etkinliğe ulaşması için çok sayıda kez tekrarlanması gerekiyor.
Meyve yetiştiriciliği alternatif olabilir
Araştırmalar yalnızca et üzerinde yürütülmüyor. Bazı bitkilerin PFAS maddelerini köklerinde tutarken meyvelerine daha az aktardığı biliniyor.
Bu nedenle St. Gallen’de kirlenmiş bazı tarım alanlarında hayvancılık yerine meyve yetiştiriciliğine geçilmesi de seçenekler arasında değerlendiriliyor. Heuberger bu yaklaşımı umut verici buluyor ancak hangi bitki ve meyve ağacı türlerinin PFAS’ı ne ölçüde bünyesine aldığı dikkatle incelenmek zorunda.
Benzer bir uygulamanın Almanya’nın Rastatt bölgesinde kullanıldığı, ürünlerin hasattan önce PFAS açısından kontrol edildiği belirtiliyor.
PFAS’sız ürünler için çalışmalar sürüyor
Sorun yalnızca tarım ve gıda sektörüyle sınırlı değil. PFAS maddeleri su ve yağ itici özellikleri nedeniyle tekstil başta olmak üzere çok sayıda endüstriyel üründe uzun yıllardır kullanılıyor.
Empa araştırmacıları PFAS kullanmadan su geçirmez ve esnek tekstil ürünleri geliştirmeyi başardı. Heuberger’in verdiği bilgiye göre Toggenburg’daki bir şirket bu teknolojiyi ticarileştirmek için çalışıyor. Empa’da ayrıca Teflon alternatifleri ve PFAS içermeyen bataryalar üzerinde araştırmalar yürütülüyor.
“Sorunun çözülmesi iki veya üç nesil sürebilir”
Heuberger, teknolojik çözümler konusunda iyimser olsa da PFAS kirliliğinin kısa sürede ortadan kaldırılamayacağı görüşünde.
Uzman, sorunun tamamen çözülmesinin iki ila üç nesil sürebileceğini belirterek, önceliğin yeni PFAS maddelerinin çevreye salınmasını mümkün olduğunca hızlı biçimde durdurmak olması gerektiğini vurguladı.
Çünkü PFAS’ların en önemli özelliği aynı zamanda en büyük problemi: Doğada son derece zor parçalanıyorlar ve mevcut kirlilik kendiliğinden ortadan kalkmıyor.
Bu haber toplam 177 defa okunmuştur



Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.