Eğitimdeki sorunlar acilen çözülmeli

Eğitimdeki sorunlar acilen çözülmeli

İsviçre Büyükelçiği Eğitim Müşavir Vekili olarak geçtiğimiz günlerde göreve başlayan Doç.Dr. Şakir Berber, göreve başladığı günden bu yana ülkedeki Türk Toplumu hakkındaki gözlemlerini ve eğitim alanındaki eksiklerle ilgili tespitlerini paylaştı.

İsviçre Büyükelçiği Eğitim Müşavir Vekili olarak geçtiğimiz günlerde göreve başlayan Doç.Dr. Şakir Berber, göreve başladığı günden bu yana ülkedeki Türk Toplumu hakkındaki gözlemlerini ve eğitim alanındaki eksiklerle ilgili tespitlerini paylaştı. Doç. Dr. Şakir Berber bazı sorunlara neşter vurmanın zamanı geldiği görüşünde..
 

Haber Roportaj:Cemil Baysal
BERN- İsviçre Büyükelçiği Eğitim Müşavir Vekili olarak geçtiğimiz günlerde göreve başlayan Doç. Dr. Şakir Berber, göreve başladığı günden bu yana ülkedeki Türk Toplumu hakkındaki gözlemlerini ve eğitim alanındaki eksiklerle ilgili tespitlerini paylaştı. Doç. Dr. Şakir Berber bazı sorunlara neşter vurmanın zamanı geldiği görüşünde..

-Sayın Müşavirim, Göreve geldiğinizden bu yana ne gibi tespitlerini oldu?
*Göreve başladığım günden bu yana hem İsviçre Eğitim Sistemi hem de İsviçre Türk Toplumu hakkında bir takım tespitler yaptığını anlattı.
Bu tespitler genelde İsviçre Türk Toplumu'nun genel demografik özelliklerinin İsviçre Eğitim Sistemi içinde bir Türkiye yansıması şeklinde olmuştur. Her şeyden önce şahsım açısından en önemli gördüğüm nokta, Türkiye'deki birçok sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel nedenlerden kaynaklanan farklılıkların beraberinde getirdiği ayrışmanın İsviçre gibi son derece ekonomik açıdan gelişmiş bir ülkede devam etmiş olmasıdır.
Bu ülke ile bir takım problemler yaşamamıza rağmen şu gerçeği ifade etmek gerekmektedir. Eğitimde İmkân ve Fırsat Eşitliğini yatay ve dikey anlamda çok iyi kullanabilen bir ülkedir. Ancak bu fırsatlardan yararlanma İsviçre Türk Toplumu lehine değildir. Bunun nedenlerinden bir kısmı Türk Toplumunu oluşturan bireylerin kendi tutum ve davranışlarından ve devletimizin uygulamalarından kaynaklanırken bir kısmı da İsviçre Eğitim Sisteminin tabir yerinde ise genelde yabancılara özelde de Türk Toplumuna karşı uyguladığı bazen açık bazen kapalı engellemelerden kaynaklanmaktadır. Ancak her şeye rağmen birtakım destek programları uygulandığı takdirde problemlerin birçoğu çözüme kavuşabilecek niteliktedir.

-Müşavirlik olarak tespit ve çözüm önerilerini biraz açabilir misiniz, Türk Toplumu'nun beklentileri neler?
*Eğitim Müşavirliğimizin yapmış olduğu tespitler ve çözüm önerileri şu şekilde özetlenebilir.

Her şeyden önce İsviçre'de Türk Toplumu açısından eğitimde birliğin sağlanması ya da İsviçre'de kurulacak ve bütün Avrupa Birliği ülkelerine uzun vadede model olabilecek bir İsviçre Türk Eğitim Vakfının kurulması gerekmektedir. Bu vakıf aracılığı ile İsviçre Türk Toplumu mensuplarının çocuklarının eğitimine yönelik İsviçre devletinin dışında mutlaka sistemde sorun olan ve bir üst eğitim kademesine geçişi olumsuz etkileyen yüksek yabancı dil (Almanca ve Fransızca), matematik, fen bilgisi ve sosyal bilgiler derslerinin sosyal destek programları kapsamında verilmesi gerekmektedir. Çünkü İsviçre'deki öğrencilerimizin en önemli sorunu bir üst eğitim kademesine geçememektir. Ortaöğretim 1. Kademeye geçişte öğrencinin başarısı ve yeterliliği ölçülerek hangi seviyede öğrenim göreceği belirlenir. 6. sınıftan sonra ilköğretim okulunun ortaokul basamağı (Sekundarstufe I) Realschule ve Sekundarschule olmak üzere performanslarına göre 2 farklı seviyede öğrenim görürler. Sekundarschule'deki öğrenciler, 7. öğretim yılından 9. öğretim yılına kadar liseye hazırlanırlar ve sadece sekundarschuleleri bitiren öğrenciler liselere girebilirler. Sekundarschuleye geçemeyen Realschule öğrencileri ise mesleki eğitime yönelirler. İsviçre'de lise dengi okul olan Gymnasiumlara giren Türk çocuklarının sayısı son derece düşüktür. Gymnasium'a giriş ile yükseköğretime geçiş arasında doğrudan bir bağ söz konusudur. Üniversite giriş sınavı İsviçre genelinde mevcut değildir. Gymnasium Okulları Matura (Olgunluk) diploması (Maturitaetszeugnis) ile bitirilmektedir. Söz konusu diploma ise yükseköğretime sınavsız geçiş hakkı tanınmaktadır.
Bu çerçevede, Genel Müdürlüğümüz tarafından İsviçre Türk Diyanet Vakfı başta olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti bağlantılı her türlü Sivil Toplum Kuruluşları ile işbirliği yapılarak onların fiziksel imkânlarından faydalanılmalıdır. Bu bağlamda hafta sonları ve mesai saatleri dışında öğrencilerimize Matematik, Sosyal Bilgiler, Yabancı Dil ve Fen aynı seviyede olması sağlanabilir. İsviçre Türk Toplumunun beklentisi de bu yöndedir.

Yüksek Okullara giden öğrenci sayımız sizce yeterli midir?
*İsviçre'de eğitim her kademede herkes için ücretsizdir. Kamu okulları ve Üniversitelerin tamamı için bu durum geçerlidir. T.C. Devleti tarafından yurtdışına burslu olarak gönderilen lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerimizin sayıları en kısa zamanda 10'lu sayılardan 100'lü sayılara çıkarılmalıdır. Çünkü hem eğitim kalitesi (Dünyada ilk 100'de 4 üniversite, ilk 10'da bir üniversitesi vardır) hem de ücretsiz olması (Dönemlik 300-850 İsviçre Frangı, ABD'de yıllık ortalama 25.000 ile 50.000 ABD Doları ve İngiltere'de dönemlik 15.000 ile 20.000 Pound olduğu gerçeğinden hareketle) İsviçre'yi cazibe merkezi haline getirmektedir.

-Nisan ortalarından başlanıp Haziran başına kadar milli bayramlar kutlanıyor. Bu sorunu nasıl çözeceğiz?
*İsviçre Bern Büyükelçiliği Eğitim Müşavirliğimizin en önemli sorunlarından bir tanesi de ulusal gün ve haftalarımızın kutlanmasında yaşanan takvim ve etkinlik sorunlarıdır. Bu problemin temelinde 26 kantonun farklı eğitim ajandasının olması ve hafta içinde böyle etkinlikleri yapabilme şansının olmamasıdır. Ayrıca her Okul Aile Birliği kendisi bağımsız yapmak istemekte ancak hem katılımın düşüklüğü hem de buna bağlı etkin olma özelliğinin kaybolması bu özel gün ve haftalarımızın kötü bir algıya dönüşmesine neden olmaktadır. Bütün bunların çözümü için Sayın Büyükelçimizle yaptığım ve desteğini aldığım şekilde;

a) 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ilk defa 6 Mayıs 2018 tarihinde tek bir yerde herkesin geniş bir katılımı ile yaklaşık 10.000 kişinin üzerinde bir kitle ile kapalı spor salonunda yapılmasıdır. Eminim bu konuda bize önerdiğimiz noktalarda her türlü desteği vereceğinizdir. İlk kez yapılacak bir etkinlik için Genel Müdürlüğümüzün desteği ile TİKA, Başbakanlık Tanıtım Fonu, Türksoy, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ve Bakanlığımızın her türlü desteği ve birlikte tespit edeceğimiz Türkiye'deki büyük bir özel sektör temsilciliğinde sponsorluğunda yapılmasıdır. (Örneğin Torku, Koç Grubu veya Novartis)
b) 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı yine aynı şekilde Gençlik ve Spor Bakanlığı ile görüşülerek İstiklal Marşının Kabulü Haftası ile birleştirilerek bir gençlik ve şiir şölenine dönüştürülmelidir. Şölene katılacak sanatçı ve şairlerin Cumhuriyet Türkiye'si ile her açıdan barışık olduğu bir şiir dinletisi olmalıdır. ( Örneğin, Necip Fazıl Kısakürek, Yahya Kemal Beyatlı, Nazım Hikmet, Cahit Sıtkı Tarancı, Abdürrahim Karakoç, Sezai Karakoç, Sebahattin Ali, O. Yüksel Serdengeçti vb. gibi)

En önemlisi de her iki genel etkinliğe sadece İsviçre Türk Toplumu değil aynı zamanda içinde yaşanılan ülke vatandaşı ve öğrencileri ile çocuklarının da aktif bir katılımı sağlanmalı ki uzun vadeli sosyal ve kültürel entegrasyona katkı sağlasın. İsviçre Türk Toplumuna yönelik olarak mutlaka ülkemizdeki bazı kamu kurumları ile STK'ların işbirliğinde projeler geliştirilmesi gerekmektedir. Gençlik ve Spor Bakanlığı, TİKA, Yurt Dışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı. Türkiye Maarif Vakfı gibi kuruluşları ile STK'larının işbirliği içinde İsviçre Türk Toplumunun alt sekmenlerine (Ebeveyn, öğrenci, çocuk, suç, uyuşturucu kullanımı vs.) ilişkin çok sayıda proje hayata geçirilerek kültürlerarası iletişimin gelişimine destek verilmelidir.

-Türk Okul Aile Birliklerinin ve StK'ların önemi nedir ve nasıl desteklenmeli?
*İsviçre'de birçok Kantonda; İsviçre'de yaşayan T.C. vatandaşlarının kurduğu STK'lar vardır. Türk devletinin bölünmez bütünlüğü ve üniter yapısı ile problemi olmayan ve hem anayasada hem de hükümetimizin programında var olan Tek Bayrak, Tek Devlet, Tek Vatan ve Tek Millet olan bakış açısı ile örtüşen bütün STK'lar ile işbirliği yapılmalıdır. Bunların güçlendirilerek çok daha fazla pozitif Türkiye algısı yaratmaları için özelde Müşavirliğimiz genelde ise Genel Müdürlüğümüz ve Bakanlığımız her türlü desteği vermelidir. İsviçre'de 23 kantonda 181 okulda 142 adet Türk Okul Aile Birliği vardır. Bunların bir merkez çatı altında toplanması için destek verilmelidir. Buradan yükselecek sesin tek ve gür olması ülkemizin lehinedir. Her ne kadar yasal olarak Müşavirliğimiz ile hiçbir bağı olmasa da bu dernekler kendini Türk hissedenlerin dernekleridir. Burada sadece dikkat etmemiz ve ayırmak zorunda olduğumuz nokta FETÖ, PKK, DAEŞ ve benzeri terör örgütlerine en küçük bir sempatizanlıklarının dahi olmamasıdır. Genel olarak İsviçre'deki durumun tespiti ve çözüm önerileri ifade ettiğimiz gibidir.

Bu haber toplam 4909 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum