„BİR YILAN İLE YATAGA GİRMEYİN“

„BİR YILAN İLE YATAGA GİRMEYİN“

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun İsviçre’de Yayımlanan (NZZ) Neue Zürcher Zeitung’a Verdiği MülakatIN TAM METNİ . TÜRKÇE

Soru: Sayın Bakan, bir zamanlar Türk politikası komşu ülkelere kurduğu köprüler nedeniyle büyük takdir kazanmıştı. Şimdi her yerde gerilim var. Ankara’da Irak’ın ve Suriye’nin bazı bölümlerinin Türkiye’ye entegre edilmesi konuşuluyor. Bunlar tehlikeli düşünce oyunları değil mi?

Cevap: Bu iddiaları hangi temele dayandırdığınızı bilmiyorum. Böyle bir politika yok. Komşu ülkelerde yaşananların sorumlusu biz değiliz. Arap Baharını biz mi başlattık? Suriye’nin kaosa gömülmesinin sorumlusu biz mi olacağız? Irak işgal edilsin diyen biz miydik? Hayır. Herhangi bir toprakta gözümüz yok. Türkiye toprak bütünlüğü ilkesine büyük önem vermektedir.

Soru: Fakat Yunanistan, Cumhurbaşkanı Erdoğan 1923 yılında bugünkü Türkiye’nin sınırlarını belirleyen Lozan Antlaşması’nın sorguladığı için alarma geçti.

Cevap: Lozan Antlaşması’nı feshetmek istemiyoruz. Yunanistan niçin endişeleniyor? Bu anlaşma Yunanların işine yaramıştı. Bu nedenle anlaşmadan son derece memnunlar. Biz o dönemde metnin pazarlığını yapan yönetimi eleştiriyoruz, Yunanistan’ı ya da başkalarını değil. Müzakere masasında herkes kendi menfaatleri için mücadele eder. Lozan Antlaşması eksik ya da yanlış olabilir fakat geçerlidir. Bir karşılaştırma yapmama izin verin: Dayton Anlaşması şu anda Bosna-Hersek için iyi midir? Hayır, bu açıkça itiraf edilmelidir. Ama savaşı ve soykırımı sonlandırmak için acil bir anlaşmaya ihtiyaç vardı. Şimdi Dayton Anlaşması çok iyi bir anlaşma mı demeliyiz? Hayır, bu dürüst olmaz. 

Soru: Çekincelere rağmen: Türkiye Lozan Antlaşması’nı kayıtsız şartsız kabul ediyor mu?

Cevap: Tabii ki. Türkiye her sözleşmeye sadık kalır –2016 yılının Mart ayında AB’yle yapılan mülteci anlaşmasına da.

Soru: Mülteci politikasına gelmeden önce bir kez daha Suriye’ye bakalım. Türkiye Ağustos ayında orada taarruza başladı. “Fırat Kalkanı” operasyonunun hedefi nedir?

Cevap: Birincisi: DEAŞ’ı yenmek ve sınır hattımızdaki bölgeleri DEAŞ’tan tamamen temizlemek. Al-Bab’a kadar teröristlerden arındırılmış bir bölge hedefliyor ve Menbiç Cebini güvenlik altına almayı istiyoruz. DEAŞ buradan roketlerle Türk topraklarına saldırdı ve insanları öldürdü. İkincisi: Orada güvenli bir bölge istiyoruz. Şu anda bile harekat çerçevesinde Türkiye’den 5.000 Suriyeli mülteci vatanlarına geri döndü. Bu bölgede okullar kurmalı, evler inşa etmeli ve Suriyelilerin ihtiyaçlarını karşılamalıyız. Bunların hepsini Cerablus’ta yapıyoruz. Fakat kimse bunun için bize teşekkür etmiyor. Diğer devletler onlara mülteci gitmesin diye dua ediyorlar.

Soru: Uçuş yasağı olan güvenli bir bölge istiyorsunuz. Bunun için yeterli desteğiniz var mı?

Cevap: Fransa bu fikri destekliyor, esasen İngiltere de. Alman Şansölye Merkel prensipte kabul etti. Şayet mülteciler bu tür bir bölgede yaşarlarsa Avrupa rahatlayacak. Ancak mülteciler Avrupa’ya gelirse en çok Sayın Merkel zorlanacak. Merkel, yalnızca Almanya için değil, tüm Avrupa için çok cesur bir insandır. Sorunlara çözüm arıyor. Mesele, güvenli bölgenin uygulamasının nasıl olacağı ve Rusya ve Suriye rejiminin buna karşı nasıl bir tutum içinde olacağıdır.

Soru: Rusya’nın kabul edeceğini düşünüyor musunuz?

Cevap: Bildiğim kadarıyla Başkan Putin’in itirazı olmadı. Ama buna alternatif somut önerileri de yok.

Soru: Türkiye, “IŞİD’in başkenti” Rakka’ya girmek istiyor. Amerika’nın bakış açısında bu operasyon için Menbiç’i kontrol altında tutan Kürt YPG savaşçılarına ihtiyaç var. Ankara ise YPG’yi Kürdistan İşçi Partisi’yle (PKK) yakınlığı nedeniyle terör örgütü olarak görüyor. Mutabakat var mı?

Cevap: Fikir ayrılıkları devam ediyor. Terör ile mücadele ettiğini iddia eden bir ülkeye bir terör örgütü ile işbirliği yapmak yakışmıyor. Hele hele bir NATO üyesi bir müttefikimize hiç yakışmıyor. YPG üyeleri canlı bomba olarak Türkiye’de saldırıda bulundular. Eğer Amerikalılar YPG’nin taleplerini yerine getirmezse bu teröristler günün birinde ABD’ye de saldırır. Yılanla aynı yatakta yatmamak lazım.

Soru: ABD ve Türkiye arasındaki güvensizlik IŞİD ile mücadeleyi de etkiliyor. Siz şahsen ABD Yönetimine güveniyor musunuz?

Cevap: Özellikle terörizmle mücadele dahil olmak üzere birçok alanda Amerikalılar ile iyi bir işbirliğimiz var. Anlaşamadığımız iki konu var: YPG ile ilişkileri. YPG’ye silah veriyorlar ve biz bu silahları PKK’nın elinde yakalıyoruz. İkincisi: Fethullah Gülen. Kendisini kâinatın imamı olarak gören ve darbe teşebbüsünü organize eden bu akıl hastasını iade etmedikleri sürece ilişkilerimiz etkileniyor.

Soru: Vaşington, İstanbul Başkonsolosluğundaki personelinin ailelerini Türkiye’den geri çekmek istiyor. Türkiye’ye geri dönen IŞİD savaşçılarından kaynaklanan tehlike ne kadar büyük?

Cevap: Türkiye DEAŞ’ı başarılı bir şekilde köşeye sıkıştırdıkça, DEAŞ’ın bize olan kızgınlığı artıyor. Biz DEAŞ’ın ideolojisini yok etmede de çok etkili olduk. Cumhurbaşkanımız bunların İslam ile ilgisi olmadığını açık ve net bir şekilde ifade etti. Ve Sayın Erdoğan bunu söylediğinde, bu İslam Dünyasında itibar görüyor. Bu nedenle birçok kez DEAŞ’ın hedefinde olduk. Ama Türkiye’de de DEAŞ’a karşı kararlı bir mücadele yaptığımız için son aylarda Türkiye’de saldırı gerçekleştirmeyi neredeyse hiç başaramadılar. Amerikalıların aileleri Türkiye’den çekme kararını doğru bulmadık buluyoruz. Ben Dışişleri Bakanı Kerry’e şunu söyledim: İstanbul veya Ankara herhangi bir ABD eyaletinden daha güvensiz değildir. Amerikalıların bu güvenlik tedbirini duyurdukları gün sadece Şikago kentinde 12 kişi öldürüldü. Her yerde, her şehirde tehdit olur. Ama biz korkup kaçacak olursak teröristler kazanır.

Soru: IŞİD’e karşı savaş yeni bir mülteci dalgalarına sebebiyet verecek. Aynı zamanda AB ile mülteci anlaşması, Türkler için vize serbestisi hakkındaki ihtilaf nedeniyle devrilebilir. Ankara’nın verdiği farklı süreler doldu. Ne kadar daha sabır göstereceksiniz?

Cevap: Sabrımız tükenmek üzere. Bu günlerde bir yanıt bekliyoruz. Bu yanıt gelmezse, anlaşmayı iptal edeceğiz. Brüksel’in bizi oyalamaması gerek. AB anlaşmanın devamını istiyor – kendi lehine olacak bir biçimde. Brüksel terörle mücadele kanunumuzda değişiklik istiyor. Biz çözüm önerilerimizi ilettik. Son 14 yılda AB’nin tavsiyesi üzerine çok şeyi değiştirdik. Ancak bazı Avrupa ülkeleri kendi terör kanunlarını sertleştirirken aynı zamanda Türkiye’ye kendi terörle mücadele kanunlarını yumuşatmasını söylüyor. Bu halkımız tarafından terörle mücadelede bir zafiyet olarak algılanır. Kaldı ki bazı ülkelere, örneğin Latin Amerika ülkelerine bu tarz kriterler getirilmedi. Biz AB ile anlaşmalarımıza bağlıyız ve AB’den de aynı şeyi bekliyoruz. Bu olmadığı takdirde AB ile bu alandaki anlaşmaları askıya alacağız.

Soru: Ne zaman?

Cevap: Yılsonuna kadar beklemeyeceğiz. Aslında Ekim sonu demiştik.

Soru: Bir uzlaşma için imkân görüyor musunuz? Türkiye adım atabilir mi?

Cevap: Nedense hep biz taviz vermek zorundayız ve birçok noktada taviz verdik. Terör konusunda başka hiçbir olasılık görmüyorum. Bu konuda AB’ye taviz veremeyiz. Avrupalılar bu darbe girişimini yaşamadılar. Onlara havadan ateş edilmedi. Onların tanklara karşı direnmesi gerekmedi. Onlar 241 vatandaşlarının hayatını kaybetmedi. Onlar tüm bu terör örgütlerine, DEAŞ’a, PKK’ya ve FETÖ’ye karşı mücadele etmiyor. 

Soru: Avrupa’da hiç kimse Türkiye’nin darbeci ve teröristleri hapsetme hakkını inkâr etmiyor. Ancak aydınların, bilim insanlarının ve gazetecilerin terörle mücadele yasalarından etkilenmesi anlaşılmıyor.

Cevap: Avrupa’da da terörü destekleyenlere gerekli muamele yapılıyor. Avrupa bize ders vermek yerine, ırkçı akımlara, yabancı düşmanlığına, Yahudi düşmanlığına ve İslam düşmanlığına karşı tedbir almalıdır. Bunların hepsi insanlık suçu. Başka hiçbir ülke Türkiye kadar, Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Orta Asya bölgelerinde hukukun üstünlüğü, demokratik değerler ve dolayısıyla AB’nin temel değerlerinin güçlendirilmesi için çaba sarf etmemektedir. Ancak, bazı AB devletlerinde yaşayan Türklerin haklarından bahsettiğimizde, ülkemizin içişlerine karışmayın deniyor. Örneğin, Yunanistan’ın Batı Trakya bölgesinde Türkler “Türk” kelimesi geçen dernek isimlerini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına rağmen kullanamıyor. Ona kimse bir şey demiyor. Çünkü Yunanistan AB üyesi. Başka ülkeler ise bizim meselelerimize karışıyorlar.

Soru: Türkiye, AB üyesi olma ümidini yitirdi mi? Cumhurbaşkanı Erdoğan, idam cezasını yeniden getirmek istiyor. Bu müzakerelerin sonu olur.

Cevap: Cumhurbaşkanı Erdoğan, meclis kabul ederse onaylayacağını vurguladı. Meclis halkı temsil ediyor. Herkesin kendi fikri var. Cumhurbaşkanı Meclis onaylarsa kendisinin karşı çıkmayacağını belirtti.

Soru: Darbe teşebbüsünün ardından idam cezasına karşı fikir beyan ettiniz. Hatta eşinizin fikrini değiştirmeyi başardığınızı bile söylediniz. Şimdi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da fikrini değiştirmeyi deneyecek misiniz?

Cevap: İdam cezasını partide ve hükümette açık bir şekilde tartışıyoruz. Fakat nihayetinde bir gün karar alınacak. O zaman, çoğunluk ne istiyorsa onu yapacağız. Demokrasi böyle işliyor.

Bu haber toplam 3454 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.