Bern cinayet sanığından açıklama

Bern'de mahkemeden sonra maktulün yakınlarının cezasının indirildiği şeklinde ifadeleriyle isyan ettikleri haberde Sanık hakkındaki iddialara yazılı açıklamayla açıklık getirdi...

Haberde hakkındaki iddialardan sonra Sanıktan gelen açıklamayı aşağıda noktasına virgülüne dokunmadan olduğu gibi yayınlıyoruz.

İsviçre  Türk kamuoyuna;

Öncelikle kazayla böyle bir olayın yaşanmış olmasından ben ve ailemin çok üzüntülü olduğunu ve karşı tarafın acısını paylaştığımızı belirtmek istiyorum. Hem yaşanan olayla ilgili hem de mahkeme önünde cereyan eden hadiselerle ilgili yapılmış beyanatları ve yapılan haberdeki yanlışları düzeltmek adına bu açıklamayı yapma gereği duyuyorum.

M.K. ile aramızdaki problem; onun illigal yöntemlerle başlattığı ve benim hakkımı aramak adına mahkemeler vasıtasıyla karşılık verdiğim bir çekişmeydi. M.K. nin mahkemelik olduğu 15 yıllık dostu T.C. nin aleyhinde ifade vermem konusunda bana yaptığı baskı karşılık bulmayınca ve ben bu konuda taraf olmayacağımı söyledikten sonra, bana karşı M.K. ve ailesi tarafından başlatılan topyekün bir savaş vardı. Bu savaşın içinde çalıştırmış olduğum ve gayet başarılı olduğum transport firmasının 3 kere taklitini yapıp beni piyasadan silmek adına büyük maddi zarar vermek, Kimliğimin Fotokopisini anonim olarak insanlara gönderip kara propaganda yapmak, Eşime, anneme ve değer verdiğim herşeye belden aşağı küfürler yazmak, üçüncü kişiler vasıtasıyla sürekli tehditler savurmak, işe giden elemanlarımı polise ihbar edip çalıştıkları yerlere polis baskınları yaptırmak, kamyonlarımla mobilya değil uyuşturucu transportu yaptığım gibi asılsız iftiralar atmak vardı.

Ben olayın yaşandığı 2011 yılında bana karşı yapılan bu saldırılarla mücadele etmek adına Avukatlarımla, Mahkemelere defalarca dava açtım ve onbinlerce Frank para harcadım. Her defasındada Mahkemeler tarafından haklı bulundum. Fakat bana karşı başlatılan Savaş hiç durmadı. Kocaman ülkelerin bile sorunlarını oturup konuştuğu ve çözüme bağladığı bir dünyada, düşünce ve tartışma özgürlüğünün, insan haklarının bu kadar üst düzeyde olduğu bir ülkede elbetteki bizlerde dialogla sorunlarımızı çözebilirdik. Ben bu konuda üstüme düşeni yaptım. Gerek ortak tanıdıklarımız, gerek hatırı sayılır insanlar vasıtasıyla bu sorunları çözmek adına adımlar attım ve her defasında kendisinden ve ailesinden olumsuz cevap aldım. Bana söylenen tek bir şey vardı ; Ya ben burdan gidecem Ya o, Bu savaş hiç bitmeyecek taaki birimiz bu ülkeyi terkedinceye kadar. Buna benzer ifadeler makdülün çalışanları tarafından savcılıkta dile getirildi ve aile tarafından da bilinen açıklamalar.

Olay günü bir tesadüf eseri karşılaştık ve karşılıklı küfürleşmeden sonra bir kavgamız oldu. Olayların gelişimi ikimizi de çok germişti. Bu küçük kavgadan sonra ben orayı terkettim ve bu işin peşine düşmedim. Fakat almış olduğum tehditlerden dolayı silahlanma gereği duymuştum. Makdül olayın peşini bırakma niyetinde değildi ve ailesi ve hatta çalışanlarından oluşan 8 kişilik bir saldırı timi kurup, benim bulunduğum bir pizzarıyaya baskın yaptı. Onların geldiklerinden haberdar olur olmaz, silahlı olmama rağmen tek yaptığım şey orayı terketmekti ve de öyle yaptım. Şanssız bir şekilde bir Otobüsün arkasında beklemek durumunda kaldığım sırada iki araçla yolum kesildi ve 8 kişi tarafından baskına ve saldırıya uğradım. Kafama defalarca beyzbol sopasıyla aldığım darbelerden sonra, başka çarem kalmadığından silaha başvurdum ve M.K. nin istemeden ölümüne sebep oldum. Olay yerinden ambulansla hastaneye götürüldüm ve tedavimin ardından tutuklandım. Yapılan incelemede, Kafamda dahil, vücudumda 15 e yakın beyzbol sopası darbesi vardı. Ben kaçtığım esnada bir çetenin baskınına ve hayatımı ciddi anlamda tehdit eden bir saldırıya uğradım. Burda anlattığım şeyler aynı zamanda olayı gören 15 e yakın şahit tarafından onaylandı ve hepsi dava dosyasında var. 11 Ay tutuklu kaldıktan sonra artık delilleri karartma tehlikesi olmadığı için 100 bin frank kefalet karşılığı davanın tutuksuz devam etmesi için serbest bırakıldım ve mahkemenin tutuksuz yapılması yönündeki talebimiz kabul görmüş oldu. 2015 yılının eylül ayında bern yerel mahkemesi orantısız meşru müdafaa ile kasten adam öldürmek suçundan bana 11 sene 7ay hapis cezası verdi. Ben bu cezaya ve karara itiraz edip davayı bern yüksek mahkemesine taşıdım. Bern yüksek mahkemesi 15. Eylül 2016 da vermiş olduğu kararda, olayın meşru müdafayla adam öldürmek olduğunu fakat kasten olmadığı yönünde karar verdi ve cezamı 8 yıla indirdi. Bu karar uzun bir incelemenin ardından ve ele geçen yeni delillerin incelenmesinin ardından verildi. Bu benim ve ailem için bir zafer ve makdülün ailesi için bir hezimet değildi. Bu tamamen objektif ve bağımsız bir mahkemenin kararıydı ve bir insanın canını yitirdiği ailesinin acı çektiği bir ortamda kutlanacak bir zaferde olamaz zaten eğer kalbimizde birazcık merhamet varsa. Açıklanan karardan sonra makdülün haber konusu olan iki kız kardeşi daha mahkeme salonundayken benim eşimi ve babamı tehdit etmeye ve bağırmaya başladılar, bunun üzerine mahkeme başkanı polislere talimat vererek bu insanların salondan çıkarılmasını ve onlar gittikten sonra bizim çıkmamızı istedi. Bizde bu  isteğe uyduk. Ne varki bu hanımlar ve eşleri orayı terketmemek konusunda direndiler ve sürekli bizlere saldırmak için ve tehditler, küfürler savurmak için fırsat kolladılar. Ben ve ailem bir hadise olmasın diye araçlarımız mahkeme kapısına geldikten sonra orayı terkettik buna rağmen onlarca polisin ve medyanın olduğu bir yerde bizlere saldırmak, arabamıza tekme atmak ve arkamızdan koşmak gibi tuhaf hareketlerde bulundular. Haberde yazıldığı gibi bizim tarafımızdan yapılan bir kışkırtma kesinlikle yoktur. Ben ve ailem attığımız her adımda onların açısına saygı duyduk ve bundan sonrada duyacağız. Haberinize gelecek olursam; Bahsedildiği gibi herhangi bir buluşma ve randevulaşma olmamıştır. Benim bulunduğum bir yere baskın yapılmıştır ve orayı terketmeme rağmen saldırıya uğramışımdır. Hakimin sanığa hafta arası hapis hafta sonu ev izni verdiği diye birşey isviçre kanunlarında yoktur. İsviçrede 3 yıldan fazla hapis cezası alan herkes aldığı cezanın üçte ikisini yatmak zorundadır ve cezasının yarısını tamamladıktan sonra ev izni ve buna benzer kolaylıklardan faydalanabilir. Ödediğim kefalet karşılığı cezamın düştüğü tamamen yalandır. Bern yüksek mahkemesi kasten olmadığı yönünde ve kesinlikle meşru müdafa sınırları içinde olduğu hükmünü vermiştir. Yukarıda olayla ve mahkeme sonu yaşanan tatsız hadiseler ile ilgili açıkladığım sözler, mahkemeyi ve sonrasını takip eden mevcut gazetelerin ve televizyonların haberlerinde bulunabilir. Bunlar; Berner Zeitung, 20 Minuten, Der Bund ve Telebärn kanalıdır.

Sonuç olarak ben her iki mahkeme tarafından da meşru müdafaa hakkımı kullanırken aşırıya kaçarak ölüme sebebiyet vermekten ceza aldım ve bu karar onaylandıktan sonra yatmam gereken ne kadar Hapis cezasıysa bunu yatacağım. Şüphesiz ki bizler ve ailelerimiz bu trajediyi yaşamadan önce çözümler bulabilirdik. Bu hiç kimsenin ve en öncede benim de hesabını yaptığım bir son değildi. Yaşanmış olan bu acı olaydan dolayı mağduriyeti olan herkesten özür diliyor ve bu açılardan burada yaşayan insanlarımızın ders çıkarmasını diliyorum

Saygılarımla H.A.                                               

 

 

Bu haber toplam 2145 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.