• BIST 106.239
  • Altın 161,321
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • Zürih 3 °C
  • Antalya 12 °C
  • İstanbul 15 °C

SON DURAK, KARA TOPRAK..

Sami Özey

Bir sabah vaktiydi..

Banka emeklisi Ali Bey uzun yıllardan beri karşılaşmadığı çocukluk arkadaşını gördü..

Çok sevindi.. Duygulandı.. Eski hatıraları depreşti..

Arkadaşı da ayni hislerle doluydu ve o da Ali Beyi gördüğüne pek memnun olmuştu..

Daha sonrasını ise Ali Bey’den dinleyelim;

Çok zengin bir işadamı olan arkadaşım Kemal'le seneler oldu ki görüşmemiştik.. Birbirimizi gerçekten özlemiştik.. Hasret içerisinde birkaç saat sohbet ettikten sonra öğle vakti geldi.. 

Günlerden Cuma’ydı.. 

Ben, “hadi Kemal, camiye gidelim, malum bu gün Cuma” dedim.. Ancak Kemal'in namaza karşı soğuk olduğunu yıllar öncesinden biliyordum.. Zira gençlik yıllarımızda da bu tarz tekliflerimi geçiştirirdi.. Yine de biraz üsteleyici oldum..

Yıllar geçmişti ama Kemal değişmemişti..

“Ali, sen benim camiye gitmediğimi bilmiyor musun, dedi Kemal..”

Ardından ekledi;

“Israr etme, lütfen!..”

Ben yine de dayanamayıp, “neden direniyorsun be arkadaşım, bu gelişin bir de gidişi var..

Bak artık yaşımızı başımızı da aldık..

Seni ne zenginliğin, ne paran kurtaracak..

Nereye varacak bu işin sonu ey sevgili Kemal kardeşim, dedim!..

“Ne bileyim, olmuyor işte, içimden gelmiyor, belki de çevrenin tesirinden” diye karşılık verdi Kemal..

Muzip bir gülümsemeyle de devam etti; “hem sana bir şey söyleyeyim mi Ali, namazda pantolonumun ütüsü bozulur, diye endişe ediyorum”..

İster istemez bende güldüm ve herhalde şaka yapıyorsun Kemal, bunun için namaz terk edilir mi, dedim!..

Ciddi söylüyorum, dedi Kemal..

Ciddi olduğuna inandım, çünkü giyimine özellikle de “yeşil”  renklere düşkün olduğunu bilirdim..

En temiz giyinen arkadaşlarımızın başında gelirdi..

Giydiği birbirinden şık elbiseleri mutlaka yeşilimsi tonlardan seçer ve her zaman da ütülü tutardı..

Peki, hayatında hiç camiye gitmedin mi, diye sordum..

Çocukken dedemle bir kaç kere gitmiştim diye cevap verdi ve  devam etti; “fakat artık gitmiyorum, işle güçle uğraşmaktan fırsat da bulamıyorum!..”

Söyledikleri beni son derece şaşırtmıştı ve bu konuyu açtığıma da pişman etmişti..

Daha sonra el sıkışıp ayrıldık..

Onunla görüştüğümüzden iki ay sonra, Kemal'in filanca camide olduğunu haber verdiler..

Allah Allah, dedim!..

Kemal ve Cami..

Doğrusu hayretime mucip olmuştu..

Verilen adresteki cami yakındı..

Hemen gittim..

Manzara çok enteresandı..

Cami avlusunda insanlar saf tutmuşlar ve bizim Kemal'de safın en önünde duruyordu.. 

Üzerinde ise yine “yeşiller” vardı..               

Musalla taşının üzerinde ve yeşil örtülü bir tabut içinde öylece  yatıyordu Kemal..

Yavaşça yanına yaklaştım ve kısık bir sesle; “hani Camiye gelmiyordun be Kemal” dedim!..

Sesini  çıkartmadı..

Çıkartamazdı..

Zira ölüler konuşmazdı..

Evet değerli dostlarım; 

Kemal camiden uzak bir hayat yaşadı..

Ama ne kadar uzak dursa da son durak orasıydı..

Ve oradan kaçış yoktu..

Zaten aklı yeten bir söz ustası yıllar öncesi yazdığı anlam dolu dörtlükle Kemal ve onun gibilerinin durumunu bakın nasıl da özetlemiş.. 

Müsaadenizle paylaşayım ve yazıyı da bitirmiş olayım..

                     Kaderde  ne ise o olur, etme merak,

                     Uyma havai nefsine, Hakkın emrine bırak..

                     Altından ağacın olsa, zümrütten yaprak,

                     Akibet gözünü doyurur bir avuç toprak..

 

Bu yazı toplam 417 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Post Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 044 550 50 50 | Faks : 00 41 44 666 02 71 | Haber Scripti: CM Bilişim