• BIST 93.043
  • Altın 193,699
  • Dolar 4,7189
  • Euro 5,4759
  • Zürih 22 °C
  • Antalya 24 °C
  • İstanbul 24 °C

Ramazan paylaşmaktır

Cesur Çıtak

Ramazan-ı şerif ayı maddi ve manevi bereketlerin bol olduğu gibi on bir ayın da sultanıdır. Din kültürümüzde Müslümanların bol kazanç elde ettiği bu ayın manevi ikliminden daha fazla istifade etmek isteyenler paylaşmak suretiyle daha da büyük kazançlar elde etme fırsatı buluyorlar.  Ramazan dini bakımdan çok önemli bir kazanç ayı olduğu gibi sosyal hayatımızda da önemli bir yardımlaşma kültürünün yaşandığı ayların başında gelmektedir. Yardımlaşmanın ve ikramların başında hiç şüphesiz iftar ve sahur yemekleri gelmektedir. Son yıllarda lüks otellerde verilen iftar davetleri maalesef ciddi bir israfa yol açtığı gibi iftarın manevi havasını da sıradanlaştırmaktadır.  Bir çok yardım kuruluşumuz "Ramazan Kumanyası" etkinliği yaparak muhtaçların iftar ve sahur sofralarını şenleştiriyor. Lüks otellerde "desinler" diye iftar ikramı yapılmaktansa iftar sofrasında  yiyeceği bulunamayan Müslüman kardeşlerimizin sofrasına bir katık olmak daha yerinde bir ikram olacağını unutmayalım.

ISRAF ETMEDEN
Bu iftar ikramlarını bırakalım demek değildir. Mutlaka iftar ikramlarını devam ettireceğiz. İsraf etmeden din kardeşlerimizle bir araya gelerek toplu iftarlar yaparak bu geleneğimizi devam ettirmeliyiz. Hatta bu tür davetlere mümkünse çocuklarımızı da yanımızda getirerek bu geleneği onlara da aşılamalıyız.  Hatta vereceğimiz iftar davetlerini plastik tabak ve bardakların olmadığı bir sofrada yapalım. İftarın şanına yakışır şekilde sofralar kurulmalı ve ona göre de sofra donatılmalıdır. Bu bir ibadet, ikram ve gelenektir. Yılda bir kez geliyor. İyi ağırlanmalıdır. Hakkıyla idrak edilmedir. Bol kazanmalı ve bol dağıtılmalıdır. Bu ayda çok ikram eden çok kazanacak.  Bu ayı fırsat bilip kazanca çevirmek lazımdır. Toplumun her kesiminin Ramazan sorumlulukları farklıdır. Dernek ve cemiyetlerimiz yıllardır sürdürdükleri geleneksel iftarlarını devam ettirebilmeli ve bu konuda biz iş adamları olarak bu tür sosyal ve kültürel derneklere destek olmalıyız. Bu ayda yapılan yardımların gizli kalmasına çalışalım ki, kazançlarımız azalmasın. "Bir hayırseverimizin iftarı" dense yeter. Falanca firmamızın ikramı denince iş biraz de reklama dönüşüyor. Oysa biz yaptığımız yardımın karşılığını yüce yaratandan bekliyoruz.

MÜLTECİLERİ UNUTMAYALIM
Kullarının aferin demeleri bir kazanç değildir.  Bir iyilik yaparken kimseyi incitmeyelim. Özellikle ülkemizde üç milyonun üzerinde misafirimiz var. Canlarını namuslarını ve dinlerini muhafaza edebilmek için vatanlarını terk ederek ülkemize sığınan dindaş ve soydaşlarımızın sofralarına bir yardım ulaştırabiliyorsak ne mutlu bizlere.  Bunu yapamıyorsak bile yaşadığımız ülkelere mülteci olarak gelen dindaşlarımızı Ramazan ayında yalnız bırakmayarak onları bu ayda hatırlayarak onlara ikramlarda bulunalım. İftar sofralarımıza davet edelim. Hatta iftar ikramlarınızı onların yaşadıkları mekanlarda vererek biz onların yanına gitmeliyiz. Dedelerimizin yaşadığı garipliği kimsesizliği onlara yaşatmayalım. onlara her zaman sahip çıkalım. Özellikle Ramazan ayında onları hiç yalnız bırakmayalım.  Unutmayınız ki onların sizlerden başka kimseleri yoktur.  İmparatorluk bakiyesi olan bizleriz. Onlar bizim kültür coğrafyamızın sınırları içindeki kardeşlerimizdir. Onlarla birlikte olabilmek için Ramazan ayı önemli bir fırsattır.  Bu fırsatı maddi ve manevi kazanca dönüştürelim.  Ramazanda evlerimizin iaşesini bol tutmalı bu bolluğu olmayan dindaşlarımızla da paylaşmalıyız. Çünkü Ramazan paylaşmaktır.
Yazımıza din kültürümüzde iftar vermekle alakalı olarak muteber kitaplarda yazılı bulunan din bilgileriyle son verelim. Peygamber efendimiz, (Bir kimse, bu ayda bir oruçluya iftar verirse günahları affolur. O oruçlunun sevabı kadar ona sevab verilir) buyurunca, Eshab-ı kiramdan bazıları, bir oruçluyu iftar ettirecek kadar zengin olmadıklarını söylediler. Onlara cevaben (Bir hurmayla iftar verene de, yalnız suyla oruç açtırana da, biraz süt ikram edene de bu sevab verilir) buyurdu. (Beyhekî)

Yine bir hadis-i şerifte, (Ramazanda bir misafire oruç açtırana Sırat köprüsünü geçmek kolaylaşır) buyuruldu. (V. Necat)
Yemek yedirmek çok sevabdır. Hele oruçluya yedirmek daha çok sevabdır. Oruç tutanın sevabı kadar sevab alır, oruçlunun sevabından eksilme olmaz.
Peygamber efendimiz, (Ramazan ayında bir oruçluyu su ile iftar ettiren, anasından doğduğu günkü gibi günahsız olur) buyurunca da, Eshab-ı kiram, "Su az ve kıymetli iken mi?" diye sual etti. Onlara cevaben (İsterse nehir kenarında versin, aynıdır) buyurdu. (V. Necat)
Ramazan-ı Şerif ayınızı kutlar bu ayın bütün insanlığa hayırlar getirmesini niyaz ederiz.

Bu yazı toplam 1037 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Post Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 044 550 50 50 | Faks : 00 41 44 666 02 71 | Haber Scripti: CM Bilişim