• BIST 90.186
  • Altın 214,616
  • Dolar 5,3410
  • Euro 6,0849
  • Zürih -2 °C
  • Antalya 14 °C
  • İstanbul 10 °C

Kudüs bir sevdadır / Muharrem Ayı ve Aşure Günü

Zafer Terkesli

Muharrem Ayı ve Aşure Günü

Hicri takvimin ilk ayı olan Muharrem ayının İslam tarihinde önemli bir yeri vardır. Bu ayın onuncu gününe "aşure günü" denilmektedir. Muharrem ayının İslam tarihinde belli başlı üç önemli özelliği vardır. Birincisi oruç, ikincisi Hicrî takvimin başlangıcı olması, diğeri de Hz. Hüseyin ve evlatlarının Kerbela'da şehit edilmesidir. Aşure günü, hicri takvimin ilk ayı olan Muharrem ayının onuncu günüdür. İslam inancına göre bu günde bir çok önemli olayın meydana geldiği inanılırken bu güne kıymet atfedilir. Aşure, (Aşura) Arapça’da 10 manasına gelen "aşara" kelimesinden türemiştir. Kelimenin Sâmî diller arasında ortak bir kelime olduğu düşünülmektedir. Ayrıca, sözcük (ve gün) Yahudilik inancında Büyük Kefaret Günü için kullanılmıştır. Hz. Hüseyin ve beraberindeki 72 kişi hicri 61'de Muharrem'in onuncu gününde (10 Ekim 680) Kerbelâ'da Yezid'in ordusunca katledilmiştir. Bunun dışında Aşure Günü'nde gerçekleştiğine inanılan dini açıdan önemli bazı rivayetler de bulunmaktadır. Bunlar; Hz. Âdem'in işlediği günâhtan sonra tövbesinin kabul edilmesi, Hz. İdris'in diri olarak göğe yükseltilmesi, Hz. Nuh'un gemisinin tufandan kurtulması, Hz. İbrahim'in ateşte yanmaması, Hz. Yakup'un oğlu Yusuf'a kavuşması, Hz. Eyyub’un hastalıklarının iyileşmesi, Hz. Musa’nın Kızıldeniz'den geçip İsrailoğulları'nı firavun'dan kurtarması, Hz. Yunus’un balığın karnından çıkması,  Hz. İsa'nın doğumu ve ölümden kurtarılıp göğe yükseltilmesidir. Bu olaylar saygın hadis kitaplarının hemen hepsinde geçmektedir. Yahudilerin de bu günü oruçla geçirdikleri, İslam peygamberi Hz. Muhammed’in bu günde oruç tutmayı tavsiye ettiği, Yahudilere benzememek açısından orucun Aşure günü ile bir gün öncesi veya bir gün sonrası ilâve edilerek tutulması gerektiğine inanılır.

Kudüs Bir Sevdadır, Aşktır

Geçtiğimiz hafta bir Kudüs gezisi gerçekleştirdik. Kudüs’te idrak ettiğimiz ilk vakit olan sabah namazını eda etmek için Kudüs’ün kalbine; Mescid-i Aksa’ya gittik.Daha Bab-üz Zehra’dan Eski Kudüs’e girerken başladı kontroller. Mescid-i Aksa alanına girerken ise grup olarak tek tek kontrol edildik.Artık “Mescid-i Aksa” makamındayız.

Merdivenlerde attığım her adımda, Kubbet-üs Sahra salına salına karşımda belirirken, bunca yıllık hasretin bittiği vuslat anını yaşıyordum. Kabe-i Muazzama’yı ilk görmek gibi bir şey... Daha fazla anlatamam, yaşamalısınız... Şu kadarcık kopya vereyim; bambaşka bir dünya... Dünya üzerinde bazı yerlerin eşi ve benzeri yoktur, oraları ancak görerek, yaşayarak anlayabilirsiniz. İşte o yerlerden belki de en kutsalı, en görülmesi gerekeni Kudüs... Başka hangi topraklarda aynı anda üç dinin melodilerini duyabilir ki insan?

Sanki büyülü bir dünya içine giriyorsunuz Kudüs sokaklarına karıştığınızda...

Herkesin gitmesi, görmesi ve sahip çıkması gereken bir yer Kudüs…

Kudüs'e sahip çıkmak her Müslümanın görevi olmalıdır. Bizler millet olarak 400 yıl Kudüs'e hizmet etme şansına nail olmuş bir neslin torunlarıyız. Bu nedenledir ki Kudüs bizler için bir sevda, bir aşk, vazgeçemediğimiz bir gönül yarasıdır.

Günün Sözü

Dünya başına yakıldı sansan da, daralıp kalsan da, sabret. Çünkü sabır; rahatlığın, genişliğin anahtarıdır. Mevlana 

Bu yazı toplam 810 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Post Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 044 550 50 50 | Faks : 00 41 44 666 02 71 | Haber Scripti: CM Bilişim