• BIST 110.248
  • Altın 155,545
  • Dolar 3,8262
  • Euro 4,5259
  • Zürih 0 °C
  • Antalya 18 °C
  • İstanbul 8 °C

Hastalıkları biz mi çağırıyoruz?

Işıl Alagöz

Aklımız ve bedenimiz arasındaki bağ zannettiğimizden çok daha kuvvetlidir.
İç dünyamızdaki negatif düşünceler ve duyguların oluşturduğu enerji ruhumuza, bedenimize, hücrelerimize ve organlarımıza zarar verdiğinin bilincinde misiniz?

Uzmanlara göre tıbbi olarak nedeni bulunamayan hastalıkların, ağrıları vs. nedenlerini bilinçaltında aramak bir çözüm olabilir. Bir yerde bir şeyde takılı kalınca duygularımız, kaygılarımız, mutsuzluklarımız ve daha bir çok duygumuzun bedenimize büyük etkisi var. Yani her hastalığın özünde olumsuz sinir bozucu zehirli ve bastırılmış bir duygu, düşünce, öfke ya da hatalı bir inancın bedende oluşturduğu bir dengesizliktir. Örneğin hayattan tat almayan bir kişi nasıl şeker hastası oluyorsa, acısını sürekli içine atan, uzun zaman süren ve biriken kırgınlık, incinme, yaralanma, nefret duygusu besleyen, mecburi sır saklayan, kendini ifade edemeyen, aşırı duyarlı, fedakar, hassas ve geçmişi hazmedemeyen birinin kanser hastası olması gibi bir çok örnekler sayabiliriz. Uzun lafın kısası duygularımız, düşüncelerimiz organlarımıza yansıyor. Mesela, nasıl dert etmek, takıntı yapmak en çok mide-bağırsak sistemini vuruyorsa, öfke ve özellikle de hazmedilmemiş öfke karaciğer ve safra kesesini etkiliyor. Faraza, "üzüntüden verem oldu" derler ya, doğru, üzüntü de en çok akciğerleri ve hava alma sistemini etkiliyor. Korkular, böbreklerimize ve mesane sistemimize, endişeler ise belimize tekabül ediyor. Sürekli gergin ve endişeli bir insanın kalp krizi geçirmesi gayet normal, çünkü kalp sevgi alanımız, enerjimiz, bizim yaşam kaynağımız olduğu için, bu noktada bir blokaj varsa, yani insan hayal ve kalp kırıklıklarıyla, nefret duygularıyla, hayatında kendi kişiliğini sergileyemiyorsa, kendi rolünü oynayamıyorsa, kendisini yeterli kadar sevmiyor yada sevilmeme korkusuna sahipse, kendi kalbini kapatıyor ve yıpratıyor. Depresyon, yapmak istediklerini yapamamak, kimseye yaranamamak, kendini hayata negatif anlamda teslim etmek ve kendinden başka herkesi suçlu olarak nitelendirmek ve kaderine küsmekten veya çocuklukta alamadığı sevgiden öne çıkar. Dünya üzerinde, psikolojik problemler yaşayan milyonlarca insan, bilinç ve bilinçaltı uyumsuzluğu yüzünden huzursuz ve mutsuzdur. Çünkü içlerindeki ben, dışlarındaki benle paralel değildir. Bu ise ne yaptığını bilmeyen, bir gün başka diğer gün bir başka davranış sergileyen, özetle kendisi ile barışık olmayan bir kişilik hali ortaya çıkarır. Veya birşeyler yapabilme gücü engellendiğinde boğazla ilgili sorunlar olur. Hayatlarını başkaları için yaşayan anne, baba, çocuk, eş, sevgili, patron vesaire kendi istediklerini hiç yapamayan bir çok insan bademcik ve tiroit sorunları yaşarlar. Bu tür rahatsızlıklar engellenmiş olguların sonucudur. Mide ise besinleri taşır. Tüm yeni düşünce ve deneyimlerimizi sindirir. Eğer mide bulantısı, ekşimesi, gastrit veya ülser gibi rahatsızlıktan muzdarip oluyorsak, bu hayatta hazmedemediğimiz, kabul etmediğimiz nedir, hangi fikri veya deneyimi reddetmek istiyorum, neden korkuyorum diye sormalıyız kendimize? Belki de yeniliklere kolaylıkla adapte olamıyoruzdur. Sırtın üst tarafındaki ağrı kalp kırıklığına bağlıdır, orta bölgesindeki ağrı geçmişi aklımızdan çıkaramamaktan kaynaklanır, beldeki ağrıysa yaşadığımız mali zorluklarla ilintilidir.

Tabii ki hasta olduğumuzda ilk olarak tıbba baş vurmalıyız, ama semptomatik tedavilerin yanı sıra tekrar etmemesi için perspektifi geniş tutup geçmişle bağımızı göz önünde tutarak kendimizi tanımamız da lazım. Çünkü biz kendi kendimizi hasta ediyoruz. Hastalığı çağıran farkında olmayan bizzat kendimiziz. Yanlış bir rotaya saptığımızın uyarısı olan hastalıkları yenmek için bu rahatsızlığa neden olan düşünce kalıbımızı iyileştirmemiz gerekir. Zihnimiz inanılmaz bir güce sahiptir ve pek çok işin üstesinden büyük bir kolaylıkla gelebilir. Zor bir dönemden geçiyor olsanız bile, olaylara iyi tarafından bakmak ve aklınızı olumlu düşüncelere yönlendirmek sizin için daha faydalı olacaktır. İyileşmeye inanmak tedavinin yarısıdır. Esnek olmaya çalışın, çünkü içinizdeki yaşam enerjisi ancak böyle ritmik ve ahenkli akabilir.

Bu yazı toplam 1303 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Post Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 044 550 50 50 | Faks : 00 41 44 666 02 71 | Haber Scripti: CM Bilişim