• BIST 93.297
  • Altın 210,107
  • Dolar 5,3165
  • Euro 6,0196
  • Zürih 5 °C
  • Antalya 12 °C
  • İstanbul 9 °C

Gurbetin acı hikayeleri: “Ne yapayım, babam gibi kokuyor.”

Gurbetin acı hikayeleri: “Ne yapayım, babam gibi kokuyor.”
1961 yılında imzalanan anlaşma sonrası binlerce Türk vatandaşı daha iyi yaşamak ve çocuklarına daha iyi bir gelecek bırakmak için yaşadığı toprakları, sevdiklerini ve her şeylerini geride bıraktı ve yepyeni bir hayata başladı.

Kimisi sevdiklerini de götürdü yanında, kimisi yıllarca hem hasretlik hem de gurbetlik çekti. 

O gurbetçi hikâyelerine Twitter ve Instagram‘da DiasporaTürk adlı hesap sayesinde tanık oluyoruz…İşte Onedio sitesinin derlediği hepsi birbirinden duygulu o fotoğraflar:

 

Niyazi Koçak, 1971 yılında Stuttgart’tan yazdığı mektupta unutulmanın nasıl bir acı olduğunu kelimelere döküyor…

“Emine… Resmim bir hayaldir. Gözlerim kara kara bakar. Azrail geldiği anda yok eder. Eğer ben ölürsem resmim ebedi sizlere hatıra olur. Resmimi saklayın, sakın yırtıp atmayın.”

(Niyazi Koçak, Stuttgart – 1971)

Gurbettekinin özlemi tamam da, ya buradaki ne yapsın? Onların yüreği taş mı, demir mi?

“Baktıkça hatırlamak için değil, hatırladıkça her an bakmak için gönderiyoruz. Sakın bizi unutmayasın, bu resmimiz sana hatıra kalsın. Küçücük yavrular nasıl dayansın? Bizim yüreğimiz taş mı demir mi?”

(Türkiye’den Almanya’ya, 1972)

Memlekete dönmeyi istemek ama sırf daha iyi bir gelecek için 40 yıl durmak, durmadan çalışmak…

“İlk iş günü elime 575 Mark saydılar. Bir hesap yaptım, ‘Bu parayı Antakya Valisi bile almıyor Mikdat, dur durduğun yerde’ dedim. 40 yıl durdum.”

Eskiden insanlar çocuklarına sevgilerini belli edemezlermiş, ayıp sayılırmış; işte bu anı da onun kanıtı…

“Dedem yıllarca Almanya’da çalışmış, annemin çocukluğunda onun yanında olamamış. Dedem rahmetli olduğunda pijamasının cebinden annemin küçüklük fotoğrafı çıkmıştı, ‘Babam bize seni seviyorum diyemezdi ama beni ne çok sevdiğini o fotoğrafı görünce anladım’ demişti.” 

(Elif Büşra)

Dil bilmemenin acısı bir tarafa, doktora derdini anlatamamanın acısı diğer tarafa…

“Annemler bulgur pilavından muzdarip. Doktora gidiyorlar. Annem ‘Karnımız ağrıyor’ diyecek ama dil yok, bir türlü söyleyemiyor. Doktor çıkarıp kağıt kalem koyuyor önüne, ‘Çiz’ diyor. Annem alıyor kalemi eline, başlıyor minik minik noktalar çizmeye…”

Gurbette özlemle kavrulsalar bile sadece evlatlarının istediği kalemlik için nasıl mücadele edildiğini Belgin Biçen aktarıyor.

Gurbette özlemle kavrulsalar bile sadece evlatlarının istediği kalemlik için nasıl mücadele edildiğini Belgin Biçen aktarıyor.

“İlkokul 1’deyim, fotoğraf çekimi var. Poz verdiğimiz sıraya arkadaşımın kalemliğini koydular. Babama mektup yazdım, ‘Bana da alır mısın?’ deyip fotoğrafımı gönderdim. Çok geçmeden cevap geldi. Babam o kalemliği bulamamış ama ona benzer 2 tane kalemlik göndermişti.” 

(Belgin Biçen)

‘Gurbette Türk görmüş gibi mutlu olmak’ deyiminin kanlı canlı örneği bu olsa gerek…

‘Gurbette Türk görmüş gibi mutlu olmak’ deyiminin kanlı canlı örneği bu olsa gerek…

“Dedem ve yeğeni Fransa’ya kaçak girmeye çalışıyormuş. Sınırda bir kasabaya gelmişler. Dedem bakmış, ‘Yahu bunlar Türk’ demiş. Yeğeni de, ‘Amca Allah aşkına burada Türk ne arar!’ demiş. Dedem inat etmiş, ‘Gidip selam verelim, bunlar eğer Türkse aleykümselam derler’ demiş…”

Hem annenin hem de babanın gurbette olduğu bir çocukluğu hayal edemeyenler için Hülya Öztürk anlatıyor.

Hem annenin hem de babanın gurbette olduğu bir çocukluğu hayal edemeyenler için Hülya Öztürk anlatıyor.

“Geleceklerini bildiren mektubu yastığın altından ayırmazdık. Gelmelerine 2 gün kala pencerede nöbet tutar, arabalardan fal bakardık. ‘İlk araba sağdan gelirse bugün, soldan gelirse yarın gelecekler’ diye. Kelimelerin yetmediği bir andı; ana babaya kavuşma anı.” 

(Hülya Öztürk)

“Ne yapayım, babam gibi kokuyor.”

“Ne yapayım, babam gibi kokuyor.”

“Babam izne gelen arkadaşıyla hediyeler göndermiş. Adamın dizinin dibine oturdum, ayrılamıyorum. ‘Annem rahatsız etme amcanı’ diyor. Henüz 7 yaşındaydım ve ‘Ne yapayım, babam gibi kokuyor’ diyebildim. Baba kokusu sandığım şeyin deri ceket kokusu olduğunu bilemezdim.”(Onedio)

 
Bu haber toplam 2577 defa okunmuştur
  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Post Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 044 550 50 50 | Faks : 00 41 44 666 02 71 | Haber Scripti: CM Bilişim